Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |
Nisan 2008 tarihli yazilar (sayfa 1)Nisan 2008 tarihli diger ogeler resimler , videolar

Emre Aydın ~ Biyografi

Tarih 13 Nisan 2008, 21:32. Yazan CobiJa.  
Etiket: emre aydın


2 Şubat Isparta'da doğdu.Liseyi Antalya Anadolu Lisesi'nde bitirdi. Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünde eğitim gördü. 2002 yılında SingYourSong beste yarışmasında 6.Cadde isimli grubuyla Türkiye birincisi oldu. 2003 yılında solistliğini ve şarkı yazarlığını üstlendiği grubu 6.Cadde`yle ilk ve tek albümlerini yayınladı. Aynı yıl gruptan ayrıldı. 2006 yılından itibaren şair olarak da bilinmeye başlandı.

Aynı dönem internet üzerinden yayınladığı "Belki Bir Gün Özlersin" isimli şarkısıyla özellikle genç kesim tarafından tanındı. Solo kariyerinin ilk çalışması olan "Afili Yalnızlık" albümü Ekim 2006'da Sony Music BMG/GRGDN tarafından yayınlandı. İlk klip albüme de adını veren "Afili Yalnızlık" şarkısına Yon Thomas tarafından çekildi. Klipte Emre Aydın yerine ünlü oyuncu Şebnem Dönmez rol aldı. Ardından; "Kim dokunduysa sana ona git", "Git", "Belki bir gün özlersin" şarkılarına klip geldi. Emre Aydın "Belki bir gün özlersin"e çektiği video kliple birçok müzik listesinde üst sıralara yerleşti.

Sanatçı en iyi çıkış, en iyi albüm, en iyi yorumcu gibi birçok dalda ödül kazandı. Gripin'in albümünde yer alan ve Emre Aydın'ın da eşlik ettiği "Sensiz İstanbul'a Düşmanım" parçası 11. İstanbul FM Altın Ödülleri töreninde En iyi şarkı, beste ve söz ödülünü almıştı.Emre; ikinci konsept albümünün temasını efkar olarak isimlendirdi.Yeni albümünde de birçok başarıya imza atacağı şimdiden aşikar.

0 yorum.

Şebnem Ferah / Biyografi

Tarih 13 Nisan 2008, 21:20. Yazan CobiJa.  
Etiket: sebnem ferah


Şebnem Ferah, Üsküp'ten Yalova'ya gelen ailesinin üç kızından en küçüğü olarak 12 Nisan 1972 tarihinde Yalova'da dünyaya gelmiştir. Şebnem Ferah'ın hayatında, müziğin hep ilk sırada yer almasını sağlayan ailesi olmuştur. Evlerinin her köşesinde bir müzik aleti olması onun müzik piyasasına, donanımlı bir şekilde çıkmasını sağlamıştır. Şebnem, okuma yazma bilmeden önce birçok enstrüman çalmayı öğrenmiştir. Bu yüzden evlerinde ki müzik hiçbir zaman bir eğlence aracı olmamıştır. Öğretmen olan babası Ali Bey'in, evde bağlama, mandolin ve piyano eşliğinde annesiyle yaptığı, düet Yugoslav türkülerini dinleyerek büyümüştür. Küçük Şebnem, belki farkında değildi ama evinde anne ve babasıyla paylaştığı bu müziğin sıcaklığını, ilerki yıllarda o da hayranlarıyla paylaşacaktı…

İlkokulda enstrüman ve solfej dersleri aldı. Babasının onu mandolin kursuna yazdırmasıyla müziğe olan tutkusu giderek artmıştı. İlkokulu Yalova'da ortaokulu ise Bursa Koleji'nde okudu. Bursa Koleji, onun müzik hayatını hızlandırmıştı. Yatılı bir okulda okuduğu için kendisini bir şeylere vermesi gerekiyordu o da müziği seçmişti. Liseyi de yatılı olarak Bursa Gemlik'te, Özel Namık Sözeri Lisesinde okumuştur.

Okul yıllarında bile tek mutluluğu o zaman ki büyük grupları dinlemek ve müzikle hep iç içe olmak olmuştu. Şebnem, hem okul orkestralarında solistlik yapıyor hem de birkaç arkadaşıyla kurduğu küçük gruplarda da çalıyordu. Lisenin ilk yıllarında çok istediği ve artık elinden düşürmeyeceği gitarına sahip olmuştu. Bir yandan İngilizce şarkı sözleri yazarken bir yandan da gitar kursuna devam ediyordu. Seth Riggs'in albümünü alarak gırtlağını nasıl kullanması gerektiğinide öğreniyordu bir yandan…

Müzikal anlamda artık çok daha ciddi bir şeyler yapabilirim düşüncesiyle Bursa'da bir stüdyoda, kiraladıkları enstrümanlarıyla ilk gruplarını olan PEGASUS'u kurdular. Bu grupla beraber tamamı kızlardan oluşan bir rock grubu kurma fikri Şebnem'in kafasında belirmişti. Şebnem'in bu fikrinde "Hearth" grubunun da etkisi olmuştur. Onların, gitar çalıp şarkı söyleyen bayanlar olduğunu görünce çok etkilenmiştir. Daha sonraları, 1987 yılındabir rock festivalinde henüz 15 yaşındayken ilk kez sahneye çıkıp şarkı söylemişti. Bu deneyim onun için "mükemmel bir his" olmuştu. Pegasus'un dağılmasından sonra Şebnem yakın arkadaşlarını toplayarak Türkiye'nin bayanlardan oluşan ilk rock grubu olan "VOLVOX" u 1988 yılında kurdu. Şebnem Ferah(elektro gitar ve vokal), Arzu Özbakış(klavye), Duygu Karpuz(gitar), Ebru Bank(bas), Gül Ağırca(davul) ve 1992 yılında gruba katılan Özlem Tekin(klavye ve geri vokal)'den oluşan volvox'un ismini biyoloji dersinde bulmuşlardı. Volvox, Latince bütün ses biyolojide ise tek hücreliler kolonisi anlamına geliyordu. Volvox'tan ilk ayrılan Arzu Özbakış olmuştur. Daha sonra Ebru Bank gruptan ayrılınca yerine Buket Doran(bas, geri vokal)geçmiştir. Türkiye'nin o yıllarda rock müziğe bakış açısından dolayı önceleri yadırganan sonra konser teklifleri alan Şebnem Ferah, Sedat Yıldırım Sarıcan'ın da katkılarıyla düzenlenen 1989 yılındaki "Bursa 1. Rock Station Günleri"nde Pentegram, Suspect, Metafor, Mirage ve King White gibi birçok grupla aynı sahneyi paylaşmıştı. Daha sonraları Volvox, Bursa Tayyare sineması ve bunun gibi birçok yerde konserlere devam etmişti.

Şebnem Ferah, ODTÜ ekonomi bölümünü kazanınca Ankara'ya yerleşmek zorunda kaldı ve burada tanıştığı, barlarda çalan "The Bad"in solisti olan konservatuar öğrencisi Özlem Tekin'i Volvox'a dahil etti. Yanlız grubun diğer üyeleri İstanbul'da okurken Şebnem'in Ankara'da olması Volvox'u dağılma noktasına kadar getirmişti. ( Ebru Bank Boğaziçi İngiliz Dili ve Edebiyatı, Gül Ağırca Marmara Güzel Sanatlar Endüstri Tasarımı, Özlem Tekin Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Müzikoloji bölümünde okumaktaydılar)Şebnem, kendi deyimiyle "hayatının sil baştanı" olan kararını vererek ODTÜ ekonomiyi ikinci sınıfta bırakarak İstanbul'a yerleşti ve İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünde okumaya karar verdi. Hiç sevmediği bir bölümde okuyordu ve ekonomist olmak istemiyordu. O sadece müzik yapmak istiyordu ve bu yüzden de herhangi bir bölümden mezun olmak onun için yeterliydi.

İstanbul'da ilk konserlerini 28 Nisan 1991 de Pentegram'la birlikte Pangaltı İnci Sinemasında verdiler. Odtü festivalinde, Boğaziçi Üniversitesinde, Bilsak rock cafede ve İzmir club 33 te birçok konserler verdiler. Volvox daha sonraları Kemancı, Sis, Manhattan gibi barlarda çalmaya başladı. Bu mekanlarda çalmak Şebnem Ferah ve grup üyeleri için çok önemli bir deneyim olmuştu. Daha sonraları grup üyelerinin birer birer ayrılması ve sadece cover şarkılar söyleyip üretememek, onları dağılma noktasına getirmişti ve Türkiye'nin ilk bayan rock grubu Volvox 1994 yılında dağıldı. Volvox dağılmıştı belki ama Şebnem Ferah, hayatına yön verecek fırsatı yakalamıştı. TRT'de Kokteyl programında Volvox'un bir demosu yayınlanmıştı. Bu klipte gitar çalıp vokal yapan Şebnem Ferah. Sezen Aksu'nun dikkatini çekmeyi başarmıştı. O günden sonra Sezen Aksu'ya ve birçok ünlü müzisyene vokalistlik yaptı ama onun amacı kendi müziğini yapmaktı. Çünkü;rock müziğin ihtiyacı olan duygularına cevap vereceğini hissetmişti. Raks'ta Sezen Aksu ve Onno Tunç'a ‘Deli Kızım Uyan' şarkısını dinletti ve çok beğenilmişti. Sezen Aksu ve Onno Tunç, cesaretine ve sesine hayran kaldıkları Şebnem'e albüm yapmaya karar vermişlerdi artık. Hazır olan birkaç şarkıyla beraber albüm için hazırlıklara başladılar. UNUTULMAYACAK BİR ALBÜM; KADIN 15 Kasım 1996 Cumartesi günü Kadın adlı ilk solo albümü çıkmıştı artık. Türk rock müziği için çok önemli bir tarihdi bugün. Çünkü, böyle bir albümün benzeri daha önce yoktu. Bu şartlar altında ki ilk albümü kopyalar hariç 400 bin satmıştı. Bu rakam beklentilerin çok üzerinde olmuştu. Albümde hard-rocktan slow baladlara değin 10 parça yer aldı. Söz ve müzikleri kendisine ait olmakla birlikte 4 şarkıda da Sezen Aksu'nun desteği olmuştu. Hazırlığı iki yıl süren albümün prodüktörlüğünü İskender Paydaş yapmıştır. Albümün ilk videosu ‘Vazgeçtim Dünyadan' adlı şarkıya çekildi. Bu şarkı ve videoyla müzik listelerinde uzun süre bir numarada kaldı. 'Vazgeçtim Dünyadan' dediği için bir kesimden tepkilerde almıştı ama O bu sözleiyle;'Nasıl birşeyleri sevebiliyorsak onlardan vazgeçebileceğimizinde çok doğal olması gerçeğini dile getiriyordu sadece. Kendi deyimiyle, bu albüm bir rüya ekiple hazırlanmıştı. İskender Paydaş, Tarkan Gözübüyük ve Demir Demirkan gibi başarılı müzisyenlerin katkısı albümde kendini göstermişti zaten. Daha sonra, Yağmurlar, Bu Aşk Fazla Sana ve Fırtına şarkılarınıda video çekildi. Bu Aşk Fazla Sana' şarkısı çok önemli bir hit oldu.

Şebnem Ferah, İlk konserini "04 Nisan 1997" de "İzmir Ege Üniversitesi" nde verdi ve büyük bir kalabalığa yaklaşık 6000 kişiye unutulmayacak dakikalar yaşattı. İzmir'deki konserin ardından Türkiye'nin çeşitli yerlerinde konserlerine devam etti ve bu konserlerin yanı sıra düzenli bar programları da yaptı. "Kadın" albümü rock müzikseverler için vazgeçilmez bir klasik haline gelmiştir. Şebnem Ferah bu albümü, kendisine müzik yaşamında desteklerini hiç esirgemeyen anne ve babasına ithaf etmiştir. "Kadın"ın getirdiği başarının ardından gösterime girdiği bütün ülkelerde hasılat rekorları kıran Walt Disney yapımı "Little Mermaid"in (Küçük Denizkızı)"O Dünyada" adlı soundtrackini de seslendirmiştir. Mavi Sakal'dan Murat Tümer'in önerisiyle, Pepsi Music'in düzenlediği "Daha Fazlasını İste" turnesi kapsamında Kenan Doğulu ile birlikte ilk konserlerini İzmir'de verdikten sonra Türkiye'nin çeşitli yerlerinde de konserler vermeye devam etmiştir.

Şebnem Ferah'ın hayatında müzikal anlamda başarılar ne kadar büyük olduysa, o dönemlerde acı olaylarda o kadar büyük olmuştu. 1998 yılında ablası Aycan Ferah'ı yitirdi. Şebnem, ablasının o güzel sesiyle söylediği şarkıları artık yüreğinde hisseder olmuştu. Bu büyük acıya karşı direnişlerinde de yaptığı müziğe sığınacaktı…

ACILARA KARŞI KISA CÜMLELER... Yaklaşık üç yıllık bir aradan sonra 30 Haziran 1999 Çarşamba günü "Artık Kısa Cümleler Kuruyorum" adlı ikinci albümünü çıkardı. Ona müzik aşkını ilk kez hissettiren ve adeta öğreten ablası Aycan Ferah'ın anısına ithaf ediyordu bu albümü. Şebnem Ferah bu albümünde, kendi deyişiyle "hayal dünyasıyla gerçek hayatı arasındaki gelgitlerden oluşan hikayelerini" anlattı. Ferah, bu albümde de yine İskender Paydaş, Demir Demirkan ve Tarkan Gözübüyük üçlüsüyle çalıştı. Albümdeki 9 parçanın söz ve müzikleri kendine aitken "Yorgun" isimli şarkının söz ve müzikleri Kurban grubundan tanıdığımız Deniz Yılmaz'a ait. Ayrıca bu albümün cdsinde bir Bülent Ortaçgil klasiği olan "Değirmenler" parçasınıda yorumlamıştır. Alternatif müziğin aranan isimlerinden Hakan Kurşun ise kayıt masasında tüm marifetlerini gösterdi. Albümden çıkan ilk hit ve video klip, sade altyapısı ve Ferah´ın duru vokaliyle süslediği "Bugün" oldu. Albümün en iyi parçalarından biri olan ve albümle aynı adı taşıyan "Artık Kısa Cümleler Kuruyorum" üzerine; 'Bu parçayı kaydederken herhangi bir düzenleme yapmaktan kaçındım. Yalnızca bir gitar eşliğinde söyledim çünkü gitarı alıp, evinize gelip birlikte şarkı söylemiş olmayı hissedelim istedim.' diyor Şebnem Ferah ve ekliyor; 'Sadece bu parçada değil albümdeki tüm parçalarda kalbimi sonuna kadar açmakta hiç tereddüt etmedim çünkü sizler benim arkadaşım oldunuz. Yakınlarınızda olduğumda kendimi çok huzurlu hissediyorum'. Ayrıca Şebnem Ferah bu şarkısıyla hayatına giren herkese teşekkür etme fırsatıda buluyordu. Düşüncelerinin, duygularının, acılarının dili şarkıları oluyordu her defasında. Bu arada ikinci bir büyük acıyla daha karşı karşıya kalıyordu Şebnem Ferah. Tüm Türkiye'yi yasa boğan 17 Ağustos 1999 depreminde babası Ali Ferah'ı yitiriyordu. Hiç beklemediği bir anda gelen bu ölüm haberi, hayatının en büyük hayalkırıklığını oluşturuyordu. Bu iki büyük acının üzerine şunları diyordu; 'Herkesin hayatında üzücü şeyler olabiliyor ama benim ki çok yoğundu. Bir sihir var gibi sanki. Bunlara karşı bir antiformül üretiyorsun bir şekilde kendini yenileyip nerede kalmıştık diyerek hayata devam ediyorsun. 'Deprem sonrası hiçbirşey yapmak gelmemişti içinden. Çünkü, babası hayatının önemli bir karakteriydi. 'Ne oluyor' diye anlamaya çalışırken her zaman yaptığı gibi müziğine sarılıyordu yeniden. Acı kısa zamanda çok şeyler katmıştı hayatına...

"03 Ekim 2001" tarihinde "Perdeler" adlı üçüncü albümü universal müzik etiketiyle yayınlandı ve yine büyük beğeni topladı. Bu sefer ki albümde Şebnem, İskender Paydaş ve Pentagram üyeleriyle değil de sahnede birlikte çaldığı müzisyenlerle çalışmıştı. (Buket Doran, Aykan İlkan, Ozan Tügen, Metin Türkcan) Bu albümden ilk video, albümle aynı adı taşıyan "Perdeler" şarkısına çekildi. Klip, Türkiye standartlarının çok dışında ve oldukça güzel görüntüler barındırıyordu. Bu klipten kısa bir süre sonra "Sigara" şarkısına da videoklip çekildi. Bu şarkı çok sevildi ve uzun süre dillerden düşmedi. Ayrıca Apocalyptica ile birlikte yorumladığı "Perdeler" adlı şarkısıyla da bir ilke imza atmıştır Şebnem Ferah hayranlarına bu albümde bir sürpriz yaparak albüm dışı olarak "Yemen Türküsü"nü de seslendirmiştir. Perdeler albümünde de Şebnem Ferah'ın samimi duyguları şarkılara yansımıştır ve onu en çok ne yıpratmışsa ona en çok ne dokunmuşsa onları aktarmıştır...

İki yıllık bir aradan sonra 15 Mayıs 2003 Perşembe günü "Kelimeler Yetse" adlı dördüncü albümüyle bizlerin karşısına çıktı yine. Aslında bu albümün ismi son ana kadar "Mayın Tarlası" olarak düşünülmüştü. "Ben Şarkımı Söylerken" ilk videoklip şarkısı oldu ve Şebnem Ferah yeni imajıyla beraber uzun süre gündemde kaldı. Şarkı listelerde, haftalarca bir numarada kalmayı başardı. Televizyon programları, ropörtajlar, konserlerle beraber yoğun bir tempo içine giren Şebnem Ferah ikinci videoklibini ise "Gözlerimin Etrafındaki Çizgiler" isimli şarkıya çekmiştir. Arkasından yine önemli bir hit olan "Mayın Tarlası"na da bir videoklip çekilmiştir. Yine bu albümdeki bütün söz ve müzikler kendisine aittir. Bu albüm için; 'Çok yaşanmışlık var çok daha kendi hayatımdan çok daha dertleşir gibi ama bir otobiyografi değil. Kişisel yolculuğuma dair daha rahat daha cesur ve söylemek istediklerimi daha net söyledim. 'diyor Şebnem Ferah. Aynı yıl Fanta için reklam müziğini, Teoman ve Mor ve Ötesi ile seslendirip bu isimlerle beraber 22 günde tam 17 şehirde unutulmaz konserler vermiştir. Fanta'nın "Dostluğun Rengini Yakala" adlı toplama albümünde de üç şarkısıyla(Bu Aşk Fazla Sana, Sigara, Bugün) yer almıştır.

BENİM CAN KIRIKLARIM VAR... Bu defa Tarkan Gözübüyük prodüktörlüğünde, Pasaj müzik etiketiyle “5 Temmuz 2005 Salı günü” 5. albümü "Can Kırıkları"nı yayınlayarak yeniden sevenlerine merhaba dedi Şebnem Ferah. Albüm üçbuçuk aylık bir stüdyo çalışması sonrasında hazırlandı. Şebnem Ferah'a ait 10 şarkının yer aldığı albümün İlk klibide albümle aynı ismi taşıyan şarkısı “Can Kırıkları”na geldi. Son albümlerine oranla sert sounduyla dikkat çeken albümünün, 29 Temmuz 2005 günü Parkorman'da gerçekleşen gala konseriyle yeniden dinleyicilerine kavuşan Şebnem'in yeni albüm konserleri çeşitli mekanlarda devam etmekte. Albümün ikinci videoklibi ise "Çakıl Taşları" adlı şarkıya gelmiştir. Adını Karin Karakaşlı'nın aynı adlı kitabından alan albüm, Şebnem Ferah'ın başarılı ve sıcak sahne performansını yansıtabilen bir stüdyo kaydı olarak da dikkat çekiyor.

Şebnem Ferah'ın müzikal anlamda yaptıkları, sadece bu beş albümle sınırlı kalmamıştır. Çoğu müzisyene geri vokal yaparak eşlik etmiş kimisinin albümünde ise düetleriyle yer almıştır. Ayrıca birçok film ve reklam müziğinide seslendirmiştir. Polat Bülbüloğlu(Azerbaycan Kültür Bakanı)-Gel Ey Seher, Teoman-İki Yabancı, En Güzel Hikayem, Kargo-Kalamış Parkı, Müzeyyen Senar-Sarı Kurdelam Sarı gerçekleştirdiği düetlerinden bazılarıdır. Sertap Erener, Tarkan, Haluk Levent, Nilüfer, Sezen Aksu, Özlem Tekin, Çelik Erişçi, Umay Umay, Levent Yüksel, Mor ve Ötesi gibi Türkiye'nin başarılı müzisyenleri ve gruplarıyla da geri vokal çalışmaları olmuştur. Little Mermaid(Küçük Deniz Kızı)-O Dünyada, ‘Ay Işığında Saklıdır'dizisinin soudtracki, Akbank ve Pepsi reklam müziklerinide seslendirmiştir. Şebnem Ferah, dinleyicileriyle olan diyaloğunu sadece konserler ve albümleriyle gerçekleştirdiği için televizyon ekranlarında ya da gazete köşelerinde yaptığı müziğin dışında çok fazla yer almamaya özen gösteriyor. Gereksiz medyatik olmayı, yapmadığı, yapmayacağı şeylerle gündeme gelmek istemiyor. Her zaman, sadece yaptığı müzikle anılmak istiyor. Bu yüzden, en korktuğu şey sorulduğunda ‘müzikle ilgili heyecanımı kaybetmek' cevabını veriyor. Müziği sadece iki şey için yapıyor; 'Kendini tatmin etmek ve iletişim kurmak için'. İnsanların hayatlarından üç dört dakika çalmak hoşuna gidiyor. Ne var ki Şebnem Ferah'ın her şarkısını dinlediğinizde, o büyülü sesin eşliğinde şarkıyla beraber yolculuğa çıkarsınız. Sadece içinden geçenleri ve hissettiklerini yazdığı için herhangi bir şarkısında bile müziğinin samimiyetiyle karşı karşıya kalırsınız.

Şebnem Ferah, dışarıda vakit geçirmektense evde olmayı tercih ediyor. Çünkü ev düzeni, işiyle ilgili her şeyi yapabilecek şekilde. Boş zamanlarında, evde ki ahşap eşyaları boyamayı çok seviyor ve de playstation oynamayı. . . Ayrıca, nutella, domates suyu ve diet kola vazgeçilmezleri arasında. Tori Amos, Alanis Morisette, Skin ve Sinead O'Conner sevdiği müzisyenlerden birkaçı...

0 yorum.

Teoman ~ Biyografi

Tarih 13 Nisan 2008, 21:15. Yazan CobiJa.  
Etiket: teoman


20 Kasım 1967'de Giresun Alucra'da dünyaya gelen Teoman Yakupoğlu, Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji bölümünden mezun. İstanbul Üniversitesi Kadın Araştırmaları bölümünde masterini tamamlayan Teoman, ilk müzik grubu Indians'ı 1986 yılında arkadaşlarıyla birlikte kurdu ve uzun yıllar bu grubun solistliğini yaptı. Bir çok konser ve kayıt çalışmalarının ardından, grubun dağılması ile birlikte çeşitli sanatçıların albümlerinde ve bir çok grupta solist olarak yer aldı.


1996 yılında Roxy'de gerçekleştirilen "Roxy Müzik Yarışması" nda, ilk solo albümünde de yer alan "Ne Ekmek ne de Su" ve "Yollar" isimli parçalarıyla "en iyi beste" ve "en iyi grup" ödüllerini aldı. Teoman 1996 yılında ilk albümü "Teoman"ı İstanbul Plak�dan çıkardı. 1998 yılında piyasaya çıkan "O" isimli ikinci albümünde NR1 Müzik ile çalışmaya başlayan Teoman, üçüncü albümü "Onyedi" de yine NR1 Müzik etiketini taşıyor. Albümlerinde yer alan şarkıların birçoğunu kendi yazıp besteleyen Teoman, "O" ve "Onyedi" isimli albümlerinde Prodüktör olarak Rıza Erekli ile çalıştı.


"O" isimli albümde Orhan Atasoy ve Ercüment Vural'ın unutulmaz bestesi "Gemiler"i ve üçüncü albümü "Onyedi" de yer alan Ajda Pekkan'ın klasikleşmiş şarkısı "Uykusuz her Gece"yi ve Bora Ayanoğlu'nun "O Yaz" isimli şarkısını yeniden yorumladı ve dinleyicilere tekrar sevdirdi. Teoman, müzik çalışmalarından arta kalan zamanlarında kitap okumayı, sinemaya gitmeyi, yazı yazmayı, arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi ve müzik dinlemeyi seviyor.



  • Teoman
  • O
  • On yedi
  • Gönülçelen
  • En Güzel Hikayem

0 yorum.

Tarkan ~ Biyografi

Tarih 13 Nisan 2008, 21:13. Yazan CobiJa.  
Etiket: tarkan


Tarkan, 17 Ekim 1972’de Almanya'nın Alzey kasabasında, altı çocuklu bir ailenin beşinci çocuğu olarak doğdu. Müzik aşkı daha 3 yaşlarında başlayan Tarkan, 6. sınıfa geçerken, 14 yaşında Türkiye'ye döndüğünde, müziğe duyduğu bu büyük ilgi onu lise eğitiminin yanısıra Türk Sanat Müziği dersleri almaya yöneltti. 1990 - 1992 yılları arasında devam ettiği Üsküdar Musiki Cemiyetinde, kendisini müzik dünyasına katılma konusunda cesaretlendiren, Türkiye'nin saygın bestekarları ile çalışma fırsatını buldu.

Lise yılları bitip, üniversite sınav sonuçları açıklandığında Almanya'ya dönüş kararı alan Tarkan'ın, tam bu sırada Mehmet Söğütoğlu ile tanışması kaderini büyük ölçüde değiştirdi ve müzik dünyasına profesyonel anlamda girişinin temellerini atan ilk albümü "Yine Sensiz", 1993 yılında İstanbul Plak tarafından çıkarıldı. Konserleriyle ilk olarak sevenleriyle buluşan Tarkan kısa sürede 700 bin albüm satarak müzik piyasasına sağlam bir temel attı.

Tarkan ikinci albümünün hazırlık aşamasında, Türkiye'nin en önemli seslerinden Sezen Aksu ile tanıştı. Müzikal anlamda ilk kez buluşan iki sanatçının çalışmaları sonucunda "Şıkıdım" şarkısı ikinci albüme dahil oldu.


1995 yılında çıkan ikinci albümü "Aacayipsin" ile Türkiye ve Avrupa'da tam 74 konser verdi. Bu konserlerin 25 tanesi, o ana kadar ulusal çapta gerçekleştirilen en büyük sponsorlu turne kapsamında, Tarkan'ı Türkiye'nin farklı illerinde yaklaşık 750 bin seyirci ile buluşan stadyum konserleriydi. Bunlarla birlikte Tarkan çok önemli bir başarıya daha imzasını attı ve albüm 2.5 milyona yakın sattı.


Bunun ardından dil eğitimi almak üzere New York'a gitti. Bu dönemde tanıştığı Ahmet Ertegün ve Atlantic Records'la yeni projeler üzerinde çalışmaya başladı.

1994 - 1997 yılları arasında İsviçre, Hollanda ve Almanya'da toplam 12 şehri kapsayan 3 büyük Avrupa turnesine çıktı. 1995 yılında New York Palladium'da verdiği konser, Türkiye'de canlı yayınlandı.

Tarkan, 1997 yılının Temmuz ayında, üçüncü albümü "Ölürüm Sana" ile müzik dünyasında yine bir Sezen Aksu parçasıyla büyük bir çıkış yaptı. Bu albüm için yaklaşık 2 yıl boyunca hazırlanan Tarkan, Sezen Aksu’nun da katkılarıyla istenilen başarıya ulaştı ve ilk kez uluslararası müzik sektöründe kendini tanıttı. Üçüncü albümüyle tüm dünyaya sesini duyuran Tarkan’ın bu albümü 3.5 milyon sattı.

Tarkan bu başarının ardından hiç ara vermeden konserlere başladı. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana ve Antalya’da verilen stadyum konserlerini, 10 ili daha kapsayan bir Türkiye turnesi izledi.

Güney Amerika'da verdiği konserlerde, seyirci Tarkan'a şarkılarında eşlik ederek büyük bir coşkuyla izledi.

Tarkan, yine 1997'nin Aralık ayında bu kez 17 ayrı şehirde 18 konserden oluşan yeni bir Avrupa turnesine çıktı.

Bu sırada, sanatçılarla yapılan çalışmaların albüm ve kliplerle sınırlı kalmaması vizyonu ve kendine ait bir müzik prodüksiyon şirketine sahip olma hedefi, Hitt Müzik projesinin çıkış noktası oldu.

1998'de ise İstanbul Plak'ın, "Ölürüm Sana" albümünün Avrupa'daki lisans haklarını ünlü Fransız firması Polgram'a devretmesi ile Tarkan'ın Avrupa'daki tanınırlığı önemli ölçüde arttı.

Böylece Tarkan, başta "Şımarık" single'ı olmak üzere, "Ölürüm Sana" albümü ile tüm Avrupa’ya Türkçe şarkı söyletmeyi başardı. Ve yine aynı albümle, Meksika'da Platin, Fransa, Hollanda, Almanya, Belçika, Lüksemburg, İsveç ve Kolombiya'da da Altın Plak ödülleri kazandı.

1999 yılının baharında başlayan ve Almanya, Fransa, İngiltere, Belçika, Hollanda, Danimarka, Avusturya, Portekiz, Ukrayna, Fas, Avustralya ve Tunus gibi pek çok farklı ülkeyi kapsayan bir başka turne ise, aynı yılın yaz aylarında son buldu.

2000 yılının Şubat ayında askerliğini yapmak üzere Türkiye'ye dönen Tarkan, teslim olmadan hemen önce 14 Ocak'ta, 17 Ağustos depreminde zarar görmüş depremzedeler yararına İstanbul Mydonose Showland'de Türkiye’de ilk kez özel bir ses ve ışık sisteminin kullanıldığı bir konser verdi.

Dünya çapında bir sanatçı olmasıyla, sorumluluğunu daha da artan Tarkan, askerlik dönüşünde yeni albümünün çalışmalarına iyice hız verdi. 2 yıl süren titiz çalışmaların ürünü olan "Karma" albümü, Amerika, Fransa ve Mısır'daki stüdyolarda kaydedildi ve Mayıs 2001'de Kuzu Kuzu single'ı 5 değişik versiyonuyla tüm müzik marketlere sunuldu.

"Kuzu Kuzu"nun hemen ardından Ağustos ayı başında çıkan Karma albümü, 7 Ağustos'ta İstanbul'da başlayan bir konserler zinciri ile seyircisi ile buluştu. Son albümü "Dudu"yu 2003 yılında sevenlerine sundu.

0 yorum.

Sezen Aksu ~ Biyografi

Tarih 13 Nisan 2008, 21:12. Yazan CobiJa.  
Etiket: sezen aksu


"Türk şarkıcı, şarkı sözü yazarı, besteci (Izmir-1954 ). Özellikle 1980'li yıllarda Türk Pop Müzigi'ne yeni bir soluk getirdi. Güçlü sesi, değişik yorumu ve duygu yüklü şarkı sözleriyle geniş yankı uyandırdı…" (Dictionnaire Larousse - Aksu, Sezen)

"Hafif müzik sanatçısı, oyuncu, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nde okudu. İlk kez 1975 yılında televizyon programına çıktı. Birkaç kez altın plak aldı. "Minik Serçe" adlı bir film çevirdi." (İl İl Büyük Türkiye Ansiklopedisi - İzmir, Aksu, Sezen)

"Türk Şarkıcı (Izmir, 1954). Ziraat öğretimini yarıda bırakarak kendini müziğe verdi. 1970'lerin ortalarında "Yaşanmamış Yıllar" adlı parçasıyla birden ünlendi. Bazıları kendinin olmak üzere hep yerli besteleri seslendirdi. Kendine özgü bir üslup edindi. "Minik Serçe" (1979) filmiyle sinemayı da denedi. Oyun gücünü kanıtladıği "Bin Yıl Önce Bin Yıl Sonra" (1979) adlı müzikaldeki "Sen Ağlama", "Geri Dön", "Dağlar Dağlar" gibi şarkıları listelerde baş sıraları aldı." (Büyük Larousse - Gelişim Yayınları - Aksu, Sezen)


Sezen Aksu - o zamanki soyadı ile "Yıldırım" - 13 Temmuz 1954 yılında Denizli'nin Sarayköy'ünde doğdu. Anne ve babası öğretmendi. Üç yaşında İzmir'e taşındılar. Büyüme çağında sanatın bütün dallarına ilgi duyan Sezen, resim, tiyatro, dans dersleri alırken, yüksek öğrenim için Ziraat Fakültesi'ni seçti. Aynı yıllarda İzmir Radyosu sanatçılarının dersler verdiği İzmir Sanatçılar Derneği'ne girdi ve dört yıl aralıksız, iki yıl aralıklı, altı yıl süreyle Türk Sanat Müziği eğitimi aldı.

1975 yılından beri Türk Pop Müziği alanında çalışan Sezen Aksu, üç yüzden fazla söz ve besteye imza attı.


"Aşkın sesi" olarak tanıdığımız Sezen Aksu, arasıra evlenerek aşkın sınırlarını da zorlamayı denemekte. Şu anda bekâr ve bir oğlu var." ("Düğün ve Cenaze"den)

Sezen Aksu'nun hayatının en acı olayları iki önemli dostunu kaybetmesiyle yaşadığı olaylardır. Uzay Hepari ve Onno Tunç. Bu eşsiz iki muzik dehasının hayata veda etmesi Sezen Aksu'yu cok derinden yaralamıştır.


"Sezen Aksu, Egeli bir şarkıcı. İnsanoğlunun ruhunu tek parça olarak korumasında en büyük desteği gördüğü müzik, 2500 yıl kadar önce ilk kez Ege Bölgesi'nde sistemleşmiş. Sezen Aksu'nun sesi ve yorumculuğu için söylenebilecek en özlü şeylerden biri, onun şarkılarıyla bizlere ulaştırdığı ana duygunun içinde bir başka önemli duygunun da yer almasıdır.
Anadolu'nun tarih duygusu, Anadolu'nun 10.000 yıllık sesi, sevginin ve acıların en yüce ve güçlü terennümlerine sahip bir yeryüzü parçasının duygu hazinesi, Iyonyali Sezen'in sesiyle günümüz insanına çığlık çığlığa ulaşmakta. Ancak bu boyut, Sezen Aksu'nun çığlığında birdenbire farkedilmez. Aşkın dahi bir tüketim konusu yapılarak çarçabuk tüketildiği dünyamızda, Sezen'in sesinin derinliği içinde biraz gezinmemiz, onun ati olduğu toprakların tarihsel gelişiminin belirledigi duygularına değmemiz gerekebilir…" (Düğün ve Cenaze'den)

Sıfatları: "Türk Pop Müziği'nin Kraliçesi", "Minik Serçe", "Şair Ruh", "Filozof Aşık", "Tutsak Seyyah", "Muzip Cadı", "Mistik Asi", "Levanten Firuze"...


Serveti: Sayısı dörtyüze yaklaşan şarkı: "Geri Dön", "Git", "Belâlım", "Kavaklar", "Alâturka", "Erkekler", "Firuze", "Gülümse", "Adı Bende Saklı", "Zalim", "Tutuklu", "Kusura Bakma", "Sarışınım", "Rakkas", "Masum Değiliz", "Minik Serçe", "Sen Ağlama", "Ne Kavgam Bitti Ne Sevdam"...

Toplam tirajı 22 milyona yaklaşan albümleri: "Allahaısmarladık", "Minik Serçe", "Sevgilerimle", "Ağlamak Güzeldir", "Firuze", "Sen Ağlama", "Git", "Sezen Aksu Söylüyor", "Sezen Aksu ‘88", "Gülümse", "Deli Kızın Türküsü", "Işik Dogudan Yükselir(Ex Oriente Lux)", "Düş Bahçeleri", "Düğün Ve Cenaze", "Adı Bende Saklı", "Sarı Odalar", "Deliveren",
"Şarkı Söylemek Lazım", "Yaz Bitmeden", "Bahane"...

0 yorum.

Nev ~ Biyografi

Tarih 13 Nisan 2008, 21:11. Yazan CobiJa.  
Etiket: nev


24 Aralık 1968'de İstanbul'da doğdu. İlkokul 1'de Bilgiç rolünü kaparak, Pamuk Prenses'le danseden tek cüce olama şansını yakaladı. Müziğe her sağlıklı Türk çocuğu gibi mandolinle başladı. Sonraki yıllar üretim boyutuna zemin hazırlayan; dinleyerek, yeni müzikler keşfederek, koleksiyon yaparak geçirdiği ve müzikal kimliğinin temelinin atıldığı yıllardı. Bu arada erkeklerin de alındığı bir sene, Çamlıca Kız Lisesi'nde okurken ileride şarkılarına konu olacak olan "Küçük Kız" ve "19 yaşında koca bir kadın" psikolojilerini gözlemleme fırsatı buldu.

Üniversite 2. sınıfta bir elektro gitar aldı ve gitar eğitimine başladı. 5. ayın sonunda sahnelerdeydi. Üniversite eğitimi boyunca yaz aylarında güneyde müzik yaptı. Onu bugünkü duruşuna hazırlayan bu süreç, müzikal gelişiminde ciddi bir yer tuttu.

Üniversite bittikten sonra kendisinden beklendiği üzere iş hayatına atıldı ama ama bu süreç müzikle bir arada devam etti. 1995 yılında Hakan Özer, Kıvanch K. ve Tolga İnci'den oluşan Chantage'la Cool Bar'da müzik yaptı. Zamanla bestecilik kimliği ağır basmaya başlayınca, artık bir yol ayrımında olduğunu farketti ve tamamen müziğe konsantre oldu, çünkü artık birikimi üretime dönüşme noktasına gelmişti.

2000 yılında, Teoman'ın daveti üzerine katıldığı Türkiye turnesinde, Ege ve Akdeniz şeridinde 100.000'e yakın kişinin kendi müziğine verdiği olumlu ve heyecan verici reaksiyonu deneyimleme fırsatı buldu.

Üç yıla yayılan özenli bir stüdyo çalışmasının ardından, tüm beste ve sözleri kendisine, Kıvanch K.'nın bir parçadaki remix'i dışında düzenlemeleri Hakan Özer'e ait olan; Özkan Uğur, Göksel, Tuba Önal gibi isimlerin yer aldığı ilk albümü 'Herşeye Rağmen" müzik marketlerde yerini aldı.

Ve şimdi 2004 temmuz ayında müzik marketlere sunduğu "Sen Gibi " albümüyle müzikteki başarısını sürdürüyor...

0 yorum.

Ogün Sanlısoy ~ Biyografi

Tarih 13 Nisan 2008, 21:11. Yazan CobiJa.  
Etiket: ogün sanlısoy


Türkiye Cumhuriyeti'nin mazisindeki önemli tarihlerden biri 12 Mart 1971. Altmışlı yılların sonlarında ayak sesleri duyulmaya başlayan askeri müdahalenin bir muhtıra aracılığıyla gerçekleştiği gün bugün.

Aynı gün Gölcük'te bir bebek dünyaya gelir; etrafındaki sıkıntılardan uzak, acılardan habersiz. Demokrasinin kesintiye uğramasından mustarip babası, o gün bir daha hiç unutulmasın diye Ogün koyar oğlunun adını.

Ogün Sanlısoy varlığını şimdi uykuda sürdüren Pentagram'ın, Türkiye'de metalin ilk kıpırdanış yıllarının efsanesi olduğu günlerde, ülke sınırları dışında da ses getiren ikinci albümü "Trail Blazer"ın solisti olarak adını duyurdu. Albümün bol çığlıklı, kirli ve yırtıcı vokal anlayışı, daha sonra gelen metalciler için yol açtı. Pentagram projesine dahil olanların tamamı, kendi yollarını çizmeye niyetlendiği gün, Ogün de ne pahasına olursa olsun müzikte devam kararı aldı.

Sanki 1999 depremini önceden sezmiş gibi "Korkma" adını verdiği ilk solo çalışması, dönemin örselenmiş ruh ve bedenlerinde yankı bulmadı. Gazetelerde minicik bir haber bile olmadı.

Kendi adını taşıyan ikinci albüm, rock topluluklarından ayrılarak pop yapan başarısız şarkıcılar kervanının kıyısından döndü. Özellikle basın fotoğraflarında yaratılan metroseksüel pop yıldızı çağrışımını kıran şey, Ferdi Tayfur'un "Ben de Özledim" yorumunun başarısı oldu. Tıpkı kendi tabiatı gibi yorumlamıştı bu şarkıyı Ogün; enerjik, sempatik, doğal ve gitar müziğinin ruhuna uygun biçimde.

Kapağında onu şeytan ile melek arasındaki ifadesiyle aşağıdan yukarı bize bakarken gösteren yeni albümü "Üç", Ogün'ün doğru bildiği rock değerlerini halen hararetle savunduğuna işaret ediyor. Bir kuşağın Deep Purple, Led Zeppelin, Black Sabbath'ta bulduğu old-school hard-rock değerleri bunlar. Dinozor ya da değil, moda ya da demode; hiç önemi yok. Ogün'ün müziği samimiyetle dimdik ayakta. Zaten başka türlüsü de zorlama olur, yapmacık görünürdü.

Yalnız olmadığını hissetmek için yazdığı anlaşılıyor Ogün'ün. Kendisi gibi duyanları arıyor söylerken; acılarını paylaşarak azaltıyor. Albümde kendisine ses veren dostları arasında Şebnem Ferah, Aylin Aslım, gitarıyla Metin Türkcan ve yapımcı Tarkan Gözübüyük bulunuyor.


Pek genç işi değil şarkılar; tecrübeye eşlik eden yaş duyumsanıyor inceden. Kamil insan olarak nasihat ediyor, yol gösteriyor, hatta eleştirirken gayrete getiriyor. Bazen şaşkınlık içinde soruyor ama sorarken yanıtını da veriyor. Herkes gibi sevgisini sorguluyor, hüsrana uğruyor, asla boyun eğmiyor ve en güzeli de ümidini yitirmiyor.

Hikaye anlatma yetisinin geliştiği gözlemleniyor. Dolambaçsız konuşuyor; dünyayı kirletenlere karşı lafını esirgemiyor. Kapanıştaki "Dön Evine" adlı şarkının nakaratında, Bush'un işgalci ordularına hitaben yaptığı konuşma duyuluyor. Ogün doğduğu günün anlamını biliyor şimdi. Rock müzikle alakalı herkesin Ogün'ün kişisel tarihini bilmesi gerektiği gibi. Yaşadıkları ve geçirdiği değişim rock müziğimiz adına ne kadar anlamlıysa, albümlerinin de bu gözle değerlendirilmesi o kadar zaruri. Eğer yeniden ayak sesleri duyacaksak, bu Ogün'ün kuşağındaki müzisyenlerin mirasını alacak genç müzisyenlerin ayak sesleri olmalı.

0 yorum.

Mor ve Ötesi ~ Biyografi

Tarih 13 Nisan 2008, 21:10. Yazan CobiJa.  
Etiket: mor ve ötesi

Mor ve Ötesi

Mor ve Ötesi 1995 yılının Ocak ayında Kerem Kabadayı, Harun Tekin, Derin Esmer ve Alper Tekin tarafindan kuruldu. Kendi bestelerinden oluşan ilk albümünü aynı yılın Ağustos ayında Stüdyo Spectrum'da kaydeden grup, 1996'nın Ocak ayında çalışmaya son halini verdi ve "Şehir", 1996'nın Haziran ayında piyasaya çıktı. Grubun ilk video klibi "Yalnız Şarkı", farklı tarzıyla büyük ilgi çekti.


1997 yılı grup adına önemli gelişmelere sahne oldu. İstanbul dışındaki ilk konserini ODTÜ'de veren mor ve ötesi'nde ilk eleman değişikliği de bu yıl gerçekleşti ve Burak Güven, Alper Tekin'in yerine gruba dahil oldu. Şubat 1998'den itibaren Captain Hook'ta ilk düzenli bar programını yapan mor ve ötesi, bir yandan da yeni albümünü hazırlıyordu. Ada Müzik Stüdyosu'nda Volkan Gürkan'la beraber kaydedilen "Bırak Zaman Aksın"ın ardından Derin Esmer gruptan ayrılırken Kerem Özyeğen gruba katıldı. Albüm 1999 Mart ayında Ada Müzik tarafından yayınlandı.


1999 yılının Ağustos ayına gelindiğinde grup bir Bülent Ortaçgil bestesi olan "Sen Varsın" üzerinde çalışıyordu. Tam o günlerde benzersiz bir felaketle karşılaştı Türkiye. 17 Ağustos'tan sonra, herkes gibi, grup da bir süre kendine gelemedi.


2000 yılının başlarında mor ve ötesi ülke çapındaki nükleer karşıtı kampanyaya destek verdi. Bu destek hem konserlerle, hem de zamanın Cumhurbaşkanı'na canlı yayında yöneltilen bir soruyla sürdürüldü. Akkuyu'ya nükleer santral kurulması büyük bir toplumsal uzlaşma sonucu engellendi. 16 Haziran'daki H2000 müzik festivalindeki konser çok başarılı geçti, Temmuz ayında ise grubun "Sen Varsın"la katıldığı "Şarkılar Bir Oyundur" adlı Ortaçgil'e saygı albümü yayınlandı. Mor ve Ötesi üçüncü albümünün kayıtlarına girmeden önceki en önemli performansını 16 Aralık'ta Hilton Convention & Exhibition Center'da Placebo'nun ön grubu olarak gerçekleştirdi.


Üçüncü albüm "Gül Kendine"nin kayıtları, 27 Aralık günü Volkan Gürkan prodüktörlüğünde Ada Müzik Stüdyosu'nda başladı, ve albüm 2001 Aralık ayında piyasaya çıktı. Grubun resmi web sitesi www.morveotesi.com da aynı ay içerisinde faaliyete geçti.


2002 Nisan ayında mor ve ötesi ilk Türkiye turnesine çıktı. İzmir, Denizli, Bursa, Adana, Antalya ve Antakya'yı kapsayan bu turne, Fil Yapım'la başlayan uzun soluklu bir işbirliğini müjdeliyordu. 2 Temmuz 2002 akşamı H2000'de Mor ve Ötesi tarihinin en başarılı konserlerinden birini verdi. Çeşitli basın yayın organlarınca görsel ve işitsel bir şölen olarak nitelenen performansa yaklaşık 5000 kişi tanıklık etti.


2003 yılı dünyanın gördüğü en görkemli muhalefet dalgasıyla başladı. Yaklaşan Amerikan saldırganlığına karşı ses çıkaran milyonlara Mor ve Ötesi de sanatçı dostlarıyla birlikte katıldı. Grubun bestelediği ve Aylin Aslım, Athena, Bülent Ortaçgil, Feridun Düzağaç, Koray Candemir, Nejat Yavaşoğulları ve Vega ile birlikte seslendirilen "Savaşa Hiç Gerek Yok" adlı parça, savaş karşıtı hareketin marşlarından biri oldu ve 1 Mart 2003 günü Ankara'da 100.000 kişiyle birlikte söylendi.


2003 Mayısı'nda mor ve ötesi "Yaz" isimli bir single yayınladı. Bu single'da yer alan Şehrazat bestesi "Yaz Yaz Yaz" yaza damgasını vururken, grup Fanta Gençlik Festivali kapsamında 17 kenti kapsayan bir turne gerçekleştirdi. Sonbaharla birlikte dördüncü albüm çalışmalarına hız verilirken, grup bir yandan da Çağan Irmak'ın "Mustafa Hakkında Herşey" filminin müziklerini hazırladı.


Ocak 2004'te "Dünya Yalan Söylüyor" için stüdyoya giren grup, çalışmalarını Tarkan Gözübüyük prodüktörlüğünde hızla sonuçlandırdı ve albüm 30 Nisan Cuma günü Pasaj Müzik etiketiyle yayınlandı. Albümün ilk video klibi için Mustafa Hakkında Herşey filminde de kullanılan 'Bir Derdim Var' adlı parça seçildi. İkinci video klip ise "Daha Mutlu Olamam" ve "Yaz Yaz Yaz" kliplerini de yöneten Mahir Akyol tarafından "Cambaz" isimli parçaya çekildi.

0 yorum.

maNga ~ Biyografi

Tarih 13 Nisan 2008, 21:09. Yazan CobiJa.  
Etiket: manga


maNga'nın albüm macerası 2002 yılının Ocak ayında Ferman'ın telefonla tüm grup arkadaşlarını arayıp "Toplanıp konuşalım bir yarışma varmış " demesiyle başladı. Bu telefon konuşmasının onları albüm sahibi yapacağına ihtimal vermedikleri gibi uzun yıllar müzikle ilgili hayalini kurdukları şeylerin gerçekleşeceğini birisi söyleseydi; tahminen; imkansız olduğunu düşüneceklerdi...

maNga ilk olarak Yamyam'ın barlarda "cover" parçaları yorumlayıp eğlendikleri gruptan istediği müziği yapamamasından dolayı yolunu ayırması ile 2001 sonlarına doğru şekillenmeye başladı. O'nun en büyük hayali kendi parçalarını çalmaktı, ve belki de bu olay onun hayatında yeni bir başlangıca sebep olacaktı. Artık yeni grubunun yapısını kafasında oturmuştu. Yepyeni bir oluşumun parçası olmalıydı ki; fark yaratarak hayallerine koşabilsin. Rock müzikle elektroniği, sert gitar riffleriyle rap vokalleri birleştirmek istiyordu. Bunu üniversiteden okul arkadaşı olan Orçun ile paylaştı ve O'nun da katılmasıyla maNga'nın tohumlarını atmış oldu. Aklında olan ve sınırlarını çizmeye çalıştığı şeyin ulaşılması zor bir gerçek olduğunun da farkındaydı. Ama farkında olmadan yeni bir maceraya atılmak üzere ilk adımı atmıştı bile. Daha sonra Özgür, Efe ve Ferman'ın da katılmasıyla ilk kadro tamamlanmış oldu. Ve büyük bir heyecanla çalmayı en çok istedikleri coverları ve bunun yanında hep yapmak istedikleri kendi şarkılarını yapmaya başladılar.

Yarışmadan hemen önce Orçun özel nedenlerden dolayı grubu bıraktı ve Çanakkale'ye yerleşti. Bir süre bas gitar olmadan çalışmalarına devam eden maNga bir süre sonra ciddi bir bas gitarist arayışına girdi. Ferman'ın daha önceden beraber çaldığı yeni bas gitarist Cem'in yarışmaya gönderilecek şarkının kayıtlarına başlandığı gün gruba dahil olmasıyla maNga şu andaki yapısına kavuştu. Beş ayrı karakteri, beş ayrı müzik zevkini ve beş ayrı duruşu sergileyen maNga uzun yıllar sürecek albüm hayali için yola çıkmıştı artık. Beşlinin kesişim kümesi ise; Japon çizgi romanları olan maNga idi.

İlk besteleri "Kal Yanımda"nın geniş çevrelerce çok sevilmesi, baş koydukları yolda emin adımlarla yürümeleri için iyi bir sebep oldu. Böylelikle yeni besteler üretmeye başladılar. Bu dönem içinde "Bitti Rüya", "Libido" ve "Yalan" gibi çok sevilen parçalarını yaptılar. Bu zaman zarfında Türkiye'nin dört bir yanına gidip 50'yi aşkın konserle müziklerini paylaştılar. Ve bir gece yarışma döneminden tanıdıkları prodüktörleri Haluk Kurosman 'dan (6.Cadde, Gripin', Vega…) gelen bir telefon ile artık emeklerinin karşılığını alacaklarına inanmaya başladılar. "Yapıyoruz arkadaşlar!" 2002 yılı ortalarında Beyoğlu'nda bir kafede cereyan eden "bir gün bir şeyler yapacağız" konuşmaları artık gerçeğe dönüşmeye başlayacaktı maNga için. Ve her geçen gün maNga'yla beraber aynı yola baş koyan ve destek vere insan sayısının da arttığını fark etmek onları daha da umutlandırıyordu. Kargo'nun solisti Koray Candemir, Vega, Göksel ve Kanada'lı rapper UnKnown MC onlarla destek veren insanlardan sadece birkaçı oldu.

Farklı müzik zevklerine sahip olan ve birbirinden tamamıyla farklı beş karakterin ortaya çıkarttığı müzik doğal olarak farklı farklı tatlar barındırıyordu. Ferman uzun bir zaman dinlediği metal kökenli müziklerin dışında bir vokal arayışı içindeydi. Efe'nin kalbi hiphop ve elektronik müzik için atıyordu. YamYam'ın peşinde olduğu tek şey duygularını notalarla ifade etmekti. Özgür caz'a, R&B'ye ve funk'a meraklı olduğu için groove'un peşindeydi. Cem ise enerjik olan her türlü müziği seviyordu. Böylelikle maNga'nın sert gitarlardan, rap-melodik vokallerden ve elektronik altyapılardan oluşan müziği ortaya çıkmış oldu. Efe, maNga müziğini "beşimizin dinlediği farklı müziklerin aynı potada melodik bir formülle eritilmesidir. Hepimiz alternatif rock'dan hoşlanıyorduk, aynı zamanda herkes elektronik müziği de özümsemişti, hip hop ve rap vokaller de bizi her zaman heyecanlandırmıştır." diye açıklıyor.

Zaman zaman derinden aşkı hissettiler, zaman zaman bulundukları şehrin klostrofobik yapısının verdiği duygu patlamalarını yansıttılar, zaman zaman aynaya bakıp yaşam tarzlarına ironik yaklaşımlar getirdiler...

Her zaman doğdukları, büyüdükleri ve yaşadıkları coğrafi bölgenin duygu yoğunluğunu ve kültür birikimini içlerinde taşıdıkları gibi bu değeri müziklerine de yansıtmaya çalıştılar. Bazı parçalarda kendi yaşadıkları ortamı ve kendi jenerasyonlarını da eleştirdiler. Yağmur bir gece barda çalarken düşündü bunları. "Evet bizim kuşağımız tüketim kuşağıydı." Ve bu sancının sonucunda "Libido" isimli parçalarını yaptılar.

maNga'nın kurulduğu günden beri en büyük hayali farklılık yaratıp, son dönemlerde Teoman, Duman, Vega, Mor ve Ötesi, Kurban, Athena ve Kargo gibi isimlerin genişlettiği ve yürüdüğü yolu birazcık daha genişletmek oldu. "Bizi hayatta en mutlu edecek şeylerden biri; bu yolda bizlerden daha iyi yeni grupların çıkması olur" diyerek geleceğe ne kadar umutla baktıklarını dile getiriyor Özgür.

0 yorum.

Kenan Doğulu ~ Biyografi

Tarih 13 Nisan 2008, 21:07. Yazan CobiJa.  
Etiket: kenan doğulu


Beş yaşında iken konservatuarın piano bölümüne birincilikle girdi. Altı sene piano bölümü sonrası gitar bölümüne geçti. Bu esnada tiyatro eğitimi, çocuk korosunda solistlik, ritmli sazlar öğrenimini de sürdürdü. Daha sonra ortaokulu başarı ile bitirip, konservatuara flüt bölümü ile devam etti ve başarılı bir sonuçla mezun oldu. Muzik kariyerini ilerletmek, show dünyasının kalbinin attığı Amerika'dan, yenilikleri ülkemize taşıyabilmek amacı ile Los Angeles'ta bulunan "Musician Institude" de başladığı yüksek öğrenimine Bilgi Üniversitesi müzik bölümünde devam etmektedir.

Türkiye'de çok meşhur, çok sevilen ve beğeniyle izlenen bir sanatçı olduğu halde Kenan Doğulu, müzik kariyerinin hala başında olduğunu varsayarak, çok daha büyük projeler düşünmekte ve her yeni gün hedeflerini daha da büyütmektedir. Sanatçı, müzik piyasasında ülkesinde olduğu kadar, yurtdışında da önemli projelere imza atmayı ve ününü buralara taşımayı planlamaktadır.


Sanatçının ilk albümü "Yaparım Bilirsin" Ağustos 1993'te piyasaya çıktı. O yıl verdiği 93 konserle Türkiye çapında ciddi bir rakama ulaşan Kenan Doğulu'nun, ikinci albümü "Sımsıkı Sıkı Sıkı"yı Aralık 1994'de piyasaya sürüldü ve bir yıl içinde 175 performansla ulaşılması güç bir başarı kazandı.

1996 Ağustos ayında müzik marketlerde yerini alan "Kenan Doğulu 3" isimli albümü yoğun bir ilgiyle sevenlerinin beğenisini kazanmıştır. Bu albümdeki "Hiç Bana Sordun mu?", "Günah Değil mi Bana?"ve Cumhuriyetimizin simge parçalarından "10.Yıl Marşı" nın yeni düzenlemelerinin yer aldığı "Kenan Doğulu 3.5" isimli Maksi Single aynı yıl Eylül ayı ortalarında müzik piyasasına sunulmuştur.

Bilindiği gibi önceki kimliği ile 10. Yıl Marşımız, 29 Ekim 1997 tarihinde Sanatçı Kenan Doğulu tarafından yeniden düzenlenerek, günümüz Türkiye'sine ve Türk Milletine sunulmuştur. Cumhuriyet Marşımızın gündeme gelmesi, medyatikleşmesi, çocuklara ve gençlere hitap etmesinde sanatçının çok büyük bir katkısı olmuştur. 1998 yılında Cumhuriyetimizin 75.Yıl kutlamaları çerçevesinde, Bursa'dan başlayıp, Antalya, İstanbul, Ankara, İskenderun, Samsun, Selçuk'a kadar devam edip, İzmir'de noktalanan bir "Cumhuriyet Turnesi"ni de başarı ile tamamlamıştır.

Dinar'da çekilmiş olan "İsyan bu" adlı parçanın klibi, sadece burada bulunan depremzedelere yardım amacı ile yapılmış ve mağdur olan vatandaşlarımıza maddi destek sağlamıştır.

Ayrıca, sahibi bulunduğu ve 1993 Aralık ayı sonunda faaliyete geçen Doğulu Ses ve Görüntü Hizmetleri Ltd. Şti. Temmuz'98 tarihi itibarı ile tecrubeli ve yepyeni kadrosuyla "Doğulu Productions" adı altında kendi binasında hizmete girmiştir. Doğulu Productions, bugüne kadar Sanatçı Kenan Doğulu'nun albümlerine imza atmış ve ayrıca bünyesindeki stüdyosunda değişik sanatçıların albüm kayıtlarını gerçekleştirmiştir. Bunun yanısıra her türlü, yerli ve yabancı konserler, spor organizasyonları, CD Plus prodüksiyonları, digital kayıt ve mastering çalışmaları da devam etmektedir.

0 yorum.